160 yıl öncesinden her şeyi yazmıştı: Neil Armstrong’un uzaydan selam gönderdiği yazar

Uzay ajanslarının en gelişmiş kapsüllerle gerçekleştirdiği Ay görevleri, modern mühendisliğin zirvesi olarak kabul edilebilir. Ancak günümüzden tam 160 yıl önce, roket teknolojisinin esamesi bile okunmazken, bir adam bu büyük macerayı en ince ayrıntısına kadar kağıda dökmeyi başardı.
Fransız edebiyatının üretken kalemi Jules Verne, 1860’lı yıllarda yazdığı romanlarıyla insanlığın uzay serüvenine adeta bir deniz feneri oldu. Yazarın hayal gücü, sadece bir hikaye anlatmanın ötesine geçerek on yıllar sonra kurulacak uzay üslerinin konumundan astronotların rotasına kadar pek çok bilimsel gerçeğin adeta haberciliğini yaptı. Geçtiğimiz nisan ayında NASA’nın Integrity uzay aracıyla tamamlanan Artemis 2 görevi, bu edebi kehanetin günümüzdeki en somut yansıması olarak kayıtlara geçmiş durumda.
Florida enlemlerinden okyanus ortasına uzanan ortak rota
Fransız yazarın kurguladığı yolculuk ile modern uzay projeleri arasındaki coğrafi benzerlikler hayret uyandırıyor. Eserlerinde gerçeğe dayalı sayılara büyük önem veren yazar, Dünya’nın dönüş hızından faydalanmak adına fırlatmanın ekvatora en yakın bölgeden yapılmasını öngörmüştü. Kitaptaki fırlatma noktası için seçilen Florida toprakları, bugün NASA’nın aktif olarak kullandığı Cape Canaveral üssü ile neredeyse aynı enlemde bulunuyor. Roman kahramanlarının kapsülü de tıpkı günümüzün Apollo ve Artemis ekipleri gibi yolculuk sonunda Büyük Okyanus’a iniş yaptı. Hatta Apollo 11 ile Ay’a ayak basan efsanevi astronot Neil Armstrong, uzaydan yaptığı canlı yayında bu inanılmaz benzerliğe dikkat çekerek Jules Verne’in dehasını tüm dünyaya hatırlattı.
Ay’ın karanlık yüzünde görülen parıltılardan astronotların donanma tarafından kurtarılma sahnelerine kadar uzanan bu öngörü, edebiyatın bilimsel gelişmelere nasıl yön verebileceğini en açık biçimde ortaya koyuyor.







